Anlamak Güzel Şey; “Mümkünse Vaktinde.”

Anlamak Güzel Şey; “Mümkünse Vaktinde.”

Köşe yazmayı bırakmıştım aslında... Sanmayın ki tekrar başladım... Vallahi sizin için yazmıyorum. Samimi olarak söylüyorum sadece safımız belli olsun, ortada ''bizim ülke'' diye bir şey kalmadığı vakit, evlatlarımız ''siz bütün bunlar olurken ne halt ediyordunuz?'' diye sorduklarında verecek cevabımız olsun, bir şeye gücümüzün yettiği yok, bari safımız belli olsun, bu yazılar da ispatı olsun diye yazıyorum.

13.10.2015 18:54:17

Zaim BAŞASLAN

Gerçekten hiç kimsenin okuması umrumda bile değil.
Çünkü;
- Okuduğum onca kaliteli, vatansever, faydalı, gerçeğe ışık tutan, yanlışı ayan beyan korkusuzca anlatan, akıllı ve şerefli insanın bıkıp usanmadan,
her Allah'ın günü yazdıkları köşe yazılarına, kitaplarına,
- Mehmet Akif'in şiirlerine,
- Atatürk'ün NUTUK'una,
- Şeyh Edebali'nin öğütlerine,
- Mevlana'nın Mesnevi'sine,  
- Yunus Emre'nin Divanı'na,
- Hz. Muhammed (S.A.V) 'in hayatına,
hatta hatta hülasa-i kelam,
- herşeyin mutlak sahibi, gelmiş geçmiş tüm yazanların, yazılacakların şek'siz sahibi Allah'ın kelamı, KUR'AN-I KERİM azim-üş şan'a rağmen,
''okumayan'' , okusa da bir cacık anlamayan insanoğlu'na bir şeyler yazarak anlatmaya, hele de bunu bizim milletimize yapmaya çalışmak ''suyu ıslatmaya çalışmak'' olsa gerek.
Bu sebeple ben karınca misali yazayım, siz ''keyfinize'' bakınız efendim.
 
Evveliyatla sık sık yazmış olmam hasebiyle hızlı bir yakın ''ama çok yakın'' tarih taraması yaparak cennet vatanımda oynanan oyunlar konusundaki safımı kısaca izah edeyim...
 
Kısa, net, lamsız, cimsiz, mırın ve kırından yoksun, ''Eyvallah''ı evde bırakmış ahval-i şerait şudur ki;  7 Haziran seçimleri sonrası yaşananlar, necip milletimiz ve aziz topraklarımız üzerinde oynanan oyunun ''sonuna gelindiğini göstermektedir. Ben aciz kardeşiniz ve bana gelene kadar onlarca yürekli vatan evladı büyüğümün, ciğerimiz patlayana kadar çığırdığımız; ''komşuyu yakıyorlaar, bizi de yakacaklaar...!'' naralarımızı duymayanların artık duymasına gerek kalmamıştır. Zira yakın vakitte ''görmüş'', daha da yakın bir vakitte bizatihi ''yanarak'' beşinci duyu organlarıyla tecrübe etmişlerdir.
Peki  bu durum bir şeyler ''anlamamızı'' sağlayacakmıdır?
Cevabı gereksiz, önemsiz ve verimsizdir...
 
Bkz... Güzel bir gece geçirdiğini ya da ''felekten bir gece çaldığını düşünen UYUŞMUŞ delikanlı bir gencin , sabah uyandığında ''muhteşem gece''den bir böbreği eksik olarak uyandığını'' ANLAMASI...!
Anlamak güzel şey,  abiler, ablalar, kardeşler...
Lakin mümkünse vaktinde...
 
Gece ''uykusunun en tatlı ve güzel yerinde''  dakikalarca çalan, hayal meyal duyduğu ve  ''nasılsa komşunundur'' diye umursamadığı araba alarmının ''kendisinin'' olduğunu ''karıncalarının tamamı çekilip'' gün ağardıktan saatler sonra,
süslü püslü halde işe gitmek için aşağı inip arabasının yerinde sütçünün kayıklı motorunu görünce ''ablak'' halde hala ''ben arabayı nereye park ettim yahu?'' diye soran yurdum insanı, halimizi fevkaladenin fevkinde anlatır kanımca...
 
 
***
 
İyi niyetle ülkeyi yöneten yöneticilere ve iktidara sahip olduğumuza, ameliyatla beynimizi aldırarak ikna olduğumuzu bile varsaysak, çok tehlikeli süreçlerde ve çok tehlikeli kişi ve yapılarca ''kandırılan'' ve bunu kabul etmesine rağmen, başımızda hiç dert açılmamış, hiç bir sorunumuz, sıkıntımız yokmuş, refah düzeyimiz, gösteriş abidesi düğünlerimizde bile sahte 1 dolar atacak seviyeye inmemiş gibi gösterilen resme, her gün sadece belirli kanal ve gazeteleri takip etsem benim inanmamın bile an meselesi olması da işin ''höşmerim''i...
 
Höşmerim dedikse, olayı tatlıya bağladık sanmayınız...
 
Garip milletimin 'acı'ya doymasından, memleketime döşenen bombalarla aziz topraklarımın her gün bir yerinin altının oyulmasından, kan ve barut kokusundan,  kalleş pususundan, ayakkabı kutusundan bıktığımdan bir tatlı kelam edeyim dedim de olmadı elbet...
 
Ne güzel yazıyordum bak...
Aklımın çıkmayan yerinden ön bahçesine düştü; ''gitme baba'' diye hıçkıran, ay yıldızlı bayrağı belki ilk kez ''örtü'' olarak yatay gören, melek yüzlü çocuklar...
 
Yazmanın burası kötü işte...
Doluyor, doluyor...
''Kötü söyleyemiyorsunuz...''
 
Oysa ağır tahrik var...
''Biz istemezmiyiz'' diyor, ''en azından acıları, gözyaşlarını paylaşalım...''
Sonra duruyor, ''ancak kendi katilimizle acımızı nasıl paylaşalım?'' diyor mel'un pardon malum şahıs...
Haklı...
Şimdi kinaye yapıyorum sanıyorsunuz ama vallahi de haklı, billahi de haklı.
İnsan katiliyle ''acısını bile paylaşmaz'' nokta!
 
Bu yüzden anlasınlar ki bu ülkeyi öyle ya da böyle sağı solu farketmez gerçekten seven kimse ''terörist''le acısını bile paylaşmaz... Bu da nokta!
 
Şimdi ben HDP karşıtı oldum bunu yazınca; ''doğal olarak''...
 
Şimdi müsadenizle sözlerime son vermeden önce HDP yanlısı kardeşlerime, abilerime, ablalarıma neden HDP karşıtı olduğumu gururla açıklarken,
''çalan alarmın kendi arabalarının olduğunu'', soracağım çok çok basit bir kaç soruya cevap verirken ''beyinlerini'' kullanmaları halinde, rahatlıkla anlamalarını sağlamak için nafile bir çaba içerisine gireyim... 
 
Soru : 1-) HDP kimi temsil etmektedir?
Soru : 2-) HDP'nin amacı nedir?
Soru : 3-) HDP halkı temsil ediyorsa milli irade tecellisiyle meclise 80 milletvekili ile girdikten sonra terör saldırılarının amacı, sebebi nedir?
Soru : 4-) (''AKP terörden besleniyor'' diyenlere) AKP terörden besleniyorsa PKK emirleri  7 Haziran'dan sonra AKP 'den alıyor sonucu çıkar demektir, bu durumda AKP'nin dostu PKK,  HDP'nin düşmanı AKP ise 7 Haziran'dan bu yana HDP'nin,
''artık barış tesis edilmelidir, biz siyasi bir hareketiz, halkımızı mecliste temsil ederiz, terörle beslenen AKP'dir'' diyerek 100'den fazla askerin şehit olmasına neden olan tüm saldırıları üstlenen PKK'yı reddetmesi gerekmez midir?
 
Alo...! Hala hattamısınız?
Heh... Tamam bir sessizlik oldu da...
Devam edeyim...
 
Soru : 5-) (''AKP iktidarı kaybetsin diye HDP'ye oy verdim'' diyenlere) Eğer amaç; Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarını yasal zeminde seçimle iktidardan uzaklaştırmak ve ülkeyi güçlü bir koalisyon hükümetinin eline teslim etmek ise birlikte hareket etmek için "EHVEN-İ ŞER diye bakacak olunsa dahi'' vatan hainlerine ve teröre destek olanlara oy vermekten başka çare yokmudur?
 
ve...
son soru...
ilk beş soruyu pas geçelim...
bu soruya gerçekten beynini kullanarak cevap vereceğimize söz verelim...
söz mü?
duymadım ama neyse...
 
Soru : 6-) Dünya devletler tarihinde,
ÜLKESİNDEKİ GÖREVLİ  YA DA SİVİL İNSANLARA TERÖR SALDIRILARI DÜZENLEYİP,
TERÖRİST EYLEMLERLE, SİLAHLA, BOMBAYLA, KAN DÖKEREK...
Coğrafyasına ''barış'' getiren kişi, dişi, erkek, LGBTİ'li,  özel - tüzel, kurum, kuruluş, örgüt, devlet, millet, stk, kulüp, dernek, vakıf, grup, derebeylik, federe yapı, klan, tiran, imparatorluk, krallık, emirlik vs... vs... olmuş mudur?
Daha önemlisi,
Kalaşnikofla, bombayla ''BARIŞ'' istediğini söyleyen bir örgüt ve siyasi parti'nin BARIŞ sağlayacağına dünya tarihinde inanmış başka toplum varmıdır?
 
ve üzerine son bir sos (S.O.S) sorusu...
 
(''Baaaarııııış istiyooruzz, BAAAARIŞ İSTİYORUZZZ'' diye bağıran HDP'lileri TV'de gören arkadaşımın yaşlı annesi titrek sesiyle sorar)
 
- ''Oğlum Türkiye kimlen savaşıyo ki? Bunlar böyle barış istiyo?''
 
Alo?...
Alooo....?
Kapandı...!

2866 Kişi Okudu.

Onay Bekleyen Yorum Sayısı 0 / Onaylanan Yorum Sayısı 0
Max 50 karakter girilebilir
0/250
Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan Zafer Gazetesi | Balıkesir hiçbir şekilde sorumlu değildir.
Powered by Taksim Bilişim